h haber61
haberselfadmin
@haberselfadmin · çevrimdışı
sdsdsdd
63 Haber 0 Yorum 61.262 Puan
  • Alaattin Çakıcı, Kamuoyuna saygıyla arz ederim.

    Bolu F Tipi Cezaevinde kalmakta olan ünlü kabadayı Alattin Çakıcı, rahatsızlığına duyarsız kalmakta ısrar edenlere yönelik açıklamada bulundu ve cezaevlerinde kalanların en temel haklarından birinin hukuki olarak sağlıktan yararlanmak olduğuna dikkat çekti. ÇAKICI AÇIKLAMA YAPTI Alattin Çakıcı, “Sayın kamuoyuna saygılarımla” diye başlayan mektubunda şunları söyledi: “Yatmış olduğum cezaevindeki hastalıklarıma duyarsız olan 2. müdüre nöbetçi olmasına rağmen, bu devleti yönetenlerin Allah kalplerini mühürlemiş mi? Kulakları duymuyor mu? Dileri bağlanmış mı? Medyada, toplantılarda kalpleri hariç, dilleri çözülüyor. Bir de eşitlik, sağlık sorunu devlet tarafından güvence altına alınmış diye konuşuyorlar. Temel hak (beslenme, sağlık-koruma, geniş kavramlı-yaşam hakkı) bu üç kavramın odak noktası sağlıktır. Meydanlarda konuşan, TV’lerde 80 milyona hitap edenler, bu üç temel hakka özen göstermeyenler ülkeye nasıl bir gerçek demokratik sistem getirecekler. Kamuoyuna saygıyla arz ederim.”   TUTANAKLAR YAYINLANDI   Çakıcı, mektubunun sonuna bir de ilave yaparak şunları söyledi: “Hastalıklarıma tutarsız kalan yetkilileri oto kontrolle kontrol edemeyenler hangi yüz ve vicdanla Allah kelamını ağzına alırlar ve devleti hangi demokratik sistemle yönetecekler? Söze gelince yumuşak başlıyız ama uysal koyun değiliz diyorlar… Saygılarımla” Çakıcı bu açıklamaları yaparken Avukatı Can Sevinç’de hastalandığı zamanlarda tutulan tutanakları kamuoyu ile paylaştı. Tutanaklarda Çakıcı’nın rahatsızlandığı saatlerde neler yaşandığı tek tek kayıt altına alındı. Tutanaklara bakıldığında Çakıcı’nın rahatsızlandığı dönemlerde büyük sıkıntılar yaşadığı ve kendisine tedavisi konusunda güçlük çıkarıldığı gözleniyor.

    02.03.2017 14:16
  • Baykal, Atatürk Dünyanın Takdir Ettiği Bir Karakterdir.

    Ege'nin Efesi olarak Türkiye genelinde tanınan Aydınlı iş adamı A.Tekin Baykal 2008 yılında Fetö terör örgütü üyeleri tarafından uğradığı Anafor operasyonu kumpasıyla tutuklandığını iddia etmişti. Cezaevinden kamuoyuna gönderdiği mektupla açıklamalarda bulunan Baykal. Başkanlık sistemi hakkında değerlendirmelerde bulunarak herkesime EVET çağrısında bulundu. İşte o mektupta yaptığı açıklama: DEĞERLİ DOSTLARIM: 16 Nisanda yapılacak halk oylaması tek başına yorumlanacak bir konu değildir, uzun yıllardır devletimiz ve milletimiz üstünde art niyetle yürütülen istiklal ve istikbalimize kasteden projeye karşı Cumhurbaşkanımız tarafından erken müdahale denilecek bir kararla başlatılan ikinci kurtuluş mücadelemizin önemli bir etabıdır. Başlatılan bu mücadele devletimizin üstünde art niyetli olanları ve amaçlarını ümitsizliğe uğratmıştır. 16 Nisan halk oylamasında büyük çoğunlukla EVET çıkartmamız istiklal ve istikbalimize kastedenleri son çırpınışlarına yok edecektir, aksi taktirde kaybolma ümitleri yeniden yeşerecektir. Bu mücadeleyi canlarını vererek şehit olarak destekleyen evlatlarımızın kardeşlerimizin ruhlarını şad etmek hepimizin boynunun borcudur. 16 Nisan halk oylamasında büyük bir çoğunlukla EVET çıkartmamız tüm dünyada birlik beraberliğimizi göstermemiz devletimiz milletimiz açısından önemlidir hayatidir hepimizin asli görevidir. ATATÜRK DÜNYANIN TAKTİR ETTİĞİ BİR KARAKTERDİR Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her ikisi de vatanımıza lazım vatan evlatlarıdır. Her ikisi de vatanımız üstüne oynanan oyunları en iyi şekilde gören tespit eden ve en iyi önlemleri alan ve en sıkı duruşu ortaya koyan kararlı, zeki, yürekli devlet başkanlarımızdır. Mustafa Kemal Atatürk’ü kimse sevmemezlik yapamaz. Saygısızlık yapamaz. Doğruyu kimse inkar edemez. Karşısında duramaz, yıkamaz, yenemez. Atatürk Dünyanın takdir ettiği bir karakterdir,komik olursun, rezil olursun. Ancak Atatürk’ün ideallerinin gösterdiği hedeflerin üstüne bir çakıl taşı dahi koymadan her konuda sadece Atatürk’ü süs yapanlar ülkemizde senelerdir aşırı bir kutuplaşma siyaseti yaparak sadece ve sadece, kendilerine siyasi bir konum sağlamışlardır. Devletimize yapılan uzun senelerdir büyük bedeller ödediğimiz bu saldırılara karşı,devletimizin başına geldiği günden beri sadece maşa olan örgütlere değil asıl arkalarındaki odaklara da dümen suyuna gitme politikalarını, gargara politikalarını elinin tersiyle iterek açık açık kartları açarak ikinci kurtuluş mücadelesi niteliğinde olan bu mücadele, milletimiz tarafından büyük bir takdirle karşılamış büyük bir oy potansiyeli ile desteklenmiştir. Cumhurbaşkanımız devletimizin içinde bulunduğu bu olumsuz gidişata her vatanını seven yürekli liderin yapması gerekeni yapmış içten içe gideceğimize ya istiklal ya ölüm demiştir. Bu tutum dünyada bilhassa bize düşmanlık içerisinde olan devletlerin politikalarını gözden geçirme zorunda bırakmıştır. İç siyasette ise yapılan doğru gidişatın karşısında siyaset üretemeyenler siyaset üretmemenin verdiği gözü dönmüşlükle tenazülkar bir siyasete başvurmuşlardır. Tenazülkar politikaları kendilerine dahi zarar verecek şekilde ayan beyan gözükür olmuştur. TEKELLEŞMİŞ YARGI ELLERİNDEN ALINDIĞI İÇİN BAĞIRIYORLAR Mustafa kemal Atatürk’ün hedeflerine bir çakıl taşı koyamayanlar , millet çıkarına yapilan köprüleri, tünelleri, hava alanlarına, her icraata hayır diyerek engelleyerek kendilerinin bile farkında olmadıkları psikolojik ezikliklerinden kurtulma derdine düşmüşlerdir. Yaptıkları politika siyaset değildir. Sadece eski dönemde vatana millete en ufak faydası olmayan sadece kendilerine sağladıkları konumun yeni Türkiye’de itibar görmemesinden tekrar bu statüyü elde etme çırpınışlarıdır. Senelerdir kutuplaştırdılar ve siyasetten nemalandılar. Cumhurbaşkanımız geldi hemen %60’ı bir bayrak altına topladı. Kutuplaşma bitti bitecek. Milletimiz bu kadar çoğunlukla birlik beraberlik olduğu dönem bu birliği sağlayan Cumhurbaşkanına kutuplaştırıyorsun diye suçlama getirdiler.Bağırmaları kutuplaşma bitiriyor diye. Yargı bunların arka bahçesi gibiydi. 40 SENEDİR BEN YARGININ KARŞISINA ÇIKARIM 40 SENE EVVELDE BİRİNCİ AĞIZDAN DİNLEMİŞİMDİR BUNLAR ADLİ TIPTAN RAPOR ÇIKARTIP KARŞI GÖRÜŞ DİYE İŞARETLEDİKLERİ NE AĞIR CEZALAR ALDIRIYORLARDI CANLI ŞAHİDİYİZ ŞİMDİ YARĞI TEKELLEŞİYOR DİYE BAĞIRIYORLAR HAYIR. YARGI TEKELLEŞMİYOR TEKELLEŞMİŞ YARGI ELLERİNDEN ALINDIĞI İÇİN BAĞIRIYORLAR. Çok sevdiğimiz ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ismine her konuda mafya babalarının ismini kullanır gibi kullananlara itibar etmemeniz gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ü seven ne yaptığını neler çektiğini hissederek ona minnet sevgi saygıyla bağlı olan gerçek harbi Kuvvacı ruhu olan vatandaşlarımız bizler Cumhurbaşkanını desteklediğimiz noktada devletimiz şaha kalkacaktır. Dış düşman güçlerin, kandilin, bölücü örgütleri, FETÖ’nün hayır çıkmasını istediği ve o yönde mücadele verdikleri bir atmosferde halkoylamasında hayır diyecek bir Atatürkçülük varsa hayal görüyorsunuz. Ve yine her konuda Mustafa Kemal Atatürk’ü süs yaptığınız gibi bu oylamada yine Mustafa Kemal deyip milleti terör örgütleri hizasına davet ederseniz, o devlette icabet eden de davet eden de çocuklarına, torunlarına ileride verecek cevabı olamaz. Tüm dostlarıma selam, sevgi ve özlemle… A.Tekin BAYKAL.

    01.03.2017 13:12
  • Silahlı Şahıs Yunus Ekiplerinden Kaçamadı..!

    Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğüne Bağlı Asayiş Şube Müdürlüğüne Bağlı Ekipler Bir İhbar Üzerine Harekete Geçti Körfez İlçesi Tuğrul Caddesi Üzerinde Bir Şahsı Kovalamaca Sonucunda Kıskıvrak Yakaladı Zanlının Üst Aramasında 1 Adet Ruhsatsız Silah Yakalanırken Gözaltına Alınan Zanlının Dağa Önce Hiç Suç Kaydı Olmadığı Öğrenildi.

    17.02.2017 08:56
  • Çakıcı, Allah şahidim olsun o genel müdürü bayıltırım.

    Bolu F Tipi Cezaevi’nde kalmakta olan ünlü kabadayı Alaattin Çakıcı, ulusal medyadan bazı gazeteler ve gazetecileri uyaran bir mektup yayınladı. Çakıcı, mektubunda dikkat çekici konulara değindi. İŞTE O MEKTUP Kamuoyuna yayınlanan mektupta Çakıcı şunları söyledi: “Sayın Kamuoyuna Saygılarımla arz ederim… ABD’ye ait CNN, CNN Türkiye Temsilciliği, Milliyet, Posta, Habertürk ve Sözcü denen Fetö’nün artığı ! Siz sayın Tayyip Erdoğan’a 15 temmuz öncesi kullandığım kelimeleri manşet yapıyordunuz. Hele Sözcü denen, ABD ve Hristiyan Milletler Cemiyeti olan AB’nin yıllardır bu ülkedeki ajanları, kendinize sıkışınca Atatürkçü dersiniz. 40 yıldır tanıdığım Uğur Dündar dışında hiçbiriniz Atatürkçü değilsiniz. Hala batının uşaklığını yapıyorsunuz. Ben hiçbir partinin mensubu, ırkçı ve faşist değilim. Fetö artığı Sözcü gazetesi ! Yeri geliyor dümenden askeri savunuyorsunuz ! Sizlerin ruhuna işlemiş, vatan sathının her zerresine zarar vermek için bukelamun gibi şartlara ayak uyduruyorsunuz. İçinizde bir yiğit varsa, anama da aileme de dil uzatır. Adım kabadayıya çıkmış olabilir. Mafya babası diye bazen de organize suç örgütü lideri diye yazıyorsunuz. Köşe yazarlarınızda profesörler de var. Kendileri almış oldukları mesleki eğitimin dışında kendilerini entelektüel mi zannediyorlar. İçinizde erkek varsa bana her türlü küfrü edebilirsiniz. Batıya uşaklık yapan solcu geçinen yazarlar, mesleğinize ihanet ediyorsunuz. Dünyanın her yerinde gazeteler halkın hür sesidir. Ülkesi ve insanlık adına kutsal bir meslek olan gazeteciliği yaparken, insanlığa ve devletinize hizmet edin. Yine diyorum, AK Partili olan Alaattin Çakıcı’nın annesi mezarında hortlasın ! Devletimiz bu zorlu süreçten geçerken, ülkemiz ve Ortadoğu yanıyor. Damarlarında hangi kanı taşıyorsa ülkenin bekası için, hangi etnik gruba mensup olursa olsun gövdesini taşın altına koyan bu devletin asli vatandaşıdır. Tayyip Erdoğan’ı sevmiyorum, sevmek zorunda değilim. Ama devleti sevmek zorundayım. Makamı için kafamı giyotinin altına koyarım. Haber servisinizden hakkımda isimsiz bir yazı yazılırsa Allah şahidim olsun o genel müdürü bayıltırım. İsterseniz arkanıza PKK, DKHP-C, ABD ajanlarını ve batılı gizli servisleri alın. 64 yaşıma kadar onurumdan taviz vermedim. Düşünce eyleme dönüşmediği sürece her düşünceye saygı duyarım. Ergenekon davasında bazı tutuklu basın mensupları hatun gibi sessiz kaldı. 4.5 saat orayı ayağa kaldırdım. Haksızlığa karşı direndim. Bu arşivlerinizde mevcuttur. Ben başkaları gibi Tayyip Erdoğan’a biat etmiş insan değilim. Bazen birilerini gündeme taşıyorsunuz. Beni o kişiyle karıştırırsanız yanılırsınız ! Temel insan hak ve özgürlüklerinden bahsediyorsunuz. 14 hastalığım varken, 5 aydır Ankara raporlarımla ilgili dilekçelere cevap vermeyerek bana modern idamı uygulamaktır. Neden sessiz kalıyorsunuz ? Herhangi bir vatan haini terörist veya gazetecinin serbest bırakılması için AİHM’ye ve dünyaya şikayet ediyorsunuz. Yabancı gizli servislere hizmet edenlerin bu aziz devlete ne faydası olur ? Bu yazıyı size yazıyorken ne sayın Tayyip Erdoğan’a, ne hükümete, ne AKP mensuplarına ne de Erdoğan ile yol arkadaşlığı yapan kasketliye yalakalık yapmam ! Tarihçi ve gazeteci yalan atıyorsa ne tarihçidir ne de gazetecidir. Bu yazıyı yazan Alaattin Çakıcı yasaları ihlal etmiş olabilir, otel kumarhanesi işletmiş olabilir, 27 yıl öncesine kadar tahsilat yapmış olabilir, haram para yemiş olabilirim. Faizli ve irinli para kazanmadım. İrinli para olan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmadım, kerhane işletmedim, yetim hakkı yemedim. Devleti soyan büyük holding sahiplerinin tepesine bindim. Dünyanın ve Türkiye’nin her yerinde insanlarla bölüştüm. Süt kadar beyaz değilim. Gri karaktere de sahip değilim. Katranlaşmış bir vicdana da sahip değilim. Bu gazetelerde çalışan ekmek parasından olmamak için sesini çıkarmayan gazeteciler sözlerimden dolayı lütfen kusura bakmasınlar. Batının güdümündeki patronlarına uşaklık yapanlar benim için onurlarını yitirmişlerdir. Sizin ne olduğunuz belli değil ! Atatürkçüyüm deyip PKK’lıları, geçmişte FETÖcüleri savundunuz. 40 yıllık dostum Uğur Dündar gerçek bir Atatürkçüdür, kendisine de ağabey diye hitap ederim. Onunda dışında Allah sizi bildiği gibi yapsın. NOT: Gazetelerinizi takip eden, okuyan hiçbir vatandaşa sözüm yok. Sözlerim gazete yöneticilerinedir. Hükümet yanlısı gazetelerin içindeki bazı gazeteciler de yeri geldiğinde PKK’yı savundular barış sürecinde. Yeri geldi toprağı bol olsun rahmetli Hrant Dink’i savunurken Gregoryan mezhebini kabul etmişlerdir. Allah şahidimdir Hrant Dink’e insan olarak üzüldüm.” Bu ülkede güvercinler kadar ürkeğim, ama bu ülkede güvercinlere dokunmazlar “ demişti Bu işi organize eden kişiler genç çocukların milli duygularını kullandılar. Yönlendirenler vatana ihanet etmişlerdir. Ermenilere bu kadar düşman iseler ASALA’nın Paris temsilcisi Aratoryan’ın avukatı milletvekilini Fransa’da öldürtseydiler, Türkiye’yi Ermeni- Türk sorunuyla karıştırdıkları gündeme gelen dönem Paris’te, Londra’da, New York’ta Türk düşmanlığı yapan Ermeni lobilerinin liderlerinden birini öldürtseydiler bu genç çocukları yönlendirenlere o zaman saygı duyardım. Dünyayı 2.5 defa dolaştım, dünyanın değişik ülkelerinde halka Türkiye özlemi duyan, özleyen yüzlerce Ermeni’ye rastladım. Örnek veriyorum. Buenos Aires’te Regulata bölgesinde milli basketçi Agop’un otelinin her yerinde Türk bayrağı vardı. Bunu bu millet biliyor mu ? Ama ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere ve emperyalist ülkelerin gizli servislerinin bir asırdan beri dünyaya yayılan Ermeni diasporasının Türk Düşmanı olarak bir asırdır bilinçaltılarına işlemektedirler. Türkiye Cumhuriyet’inde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız Osmanlı’nın bakiyesinden Aziz Türk Milletine emanet olup özbeöz Türk vatandaşıdırlar. 2 kutuplu medyadaki gazeteciler ya devletlerine sahip çıksınlar, ya savundukları memleketlerde yaşasınlar. Dünya ve Türkiye’deki tüm namuslu gazetecilere arz ederim. 16/02/2017”

    17.02.2017 08:51
  • Rabbim Türk Milletini Korusun Yüceltsin.

    Bolu F Tipi Cezaevi'nde bulunan Alaattin Çakıcı "KOAH hastalığım diğer hastalıklarımı tetikliyor.Bir alt makam, bir üst makama bu hastalıklarımı bildirirken kapalı olarak "hastalıktan ölürse sorumlusu biz değiliz" demek istiyor." dedi. Çakıcı avukatı aracılığıyla ulaştırdığı mektupta ; Makamınıza ve kamuoyuna saygılarımla... Bir kaç gün evvel şahsınıza bir yazı yazmıştım. Siz mi emir veriyorsunuz ? Yoksa Adalet Bakanı ve Cezaevleri Gn. Müdürleri mi ? Eğer geçmişe yönelik benden  özür diliyorsan Mahkeme-i Kübra'da bile senden özür dilemem. 14 hastalığım raporlarla belli olmasına rağmen Cezaevleri Genel Müdürlüğü ölümcül hastalıklar taşımama rağmen  raporlarımda da beyan edilmiş. KOAH hastalığım diğer hastalıklarımı tetikliyor.Bir alt makam, bir üst makama bu hastalıklarımı bildirirken kapalı olarak "hastalıktan ölürse sorumlusu biz değiliz" demek istiyor. Resmen diyemediği için gönderdikleri farklı tarihlerdeki 4 adet hastalık durumunu belirten UYAP kayıtlı yazıyı 14.02.2017 tarihine kadar hiçbir cevap verilmediği dile getirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım;ne siz ne de dünyanın en güçlü insanı kadri mutlak olan Allah (cc)'ın gölgesi değildir. Demek ki; Genel Müdürlere emri siz veriyorsunuz. Artık bu günden sonra hastalıklarımla ilgili Genel Müdürlükten hiçbir talebim olmayacaktır. Daha evvel de yazdığım gibi ölüm Hak hastalık bahane. Rabbim Aziz Türk milletini korusun ve yüceltsin. Sizin şahsınıza saygı duymuyorum ama makamınız için kellemi veririm. Rabbim buna şahittir. Aziz Türk milletine ve kamuoyuna saygılarımla arz ederim." dedi Ek olarakta Cumhuriyet Savcılığına gönderdiği dilekçesini ekledi.

    14.02.2017 20:02
  • Alaattin Çakıcı, Sahibim Allah'tır.

    Bolu'da, F Tipi Cezaevinde yaklaşık 8 aydır yatmakta olan Alaattin Çakıcı, akşam saatlerinde KOAH hastalığı nedeniyle geniş güvenlik önlemi altında Abant İzzet Üniversitesi Tıp Fakültesi acil servisine kaldırılmıştı. Çakıcı, hastanede yapılan tedavisinin ardından tekrar cezaevine götürülmek için cezaevi aracına giderken, "Allah devletimizin, milletimizin bekasını daim etsin. Allah devletimizi, milletimizi korusun. Dünyada kimseye Allah'tan başka biat etmem. Rabbime biat ederim" şeklinde bağırmış, ama jandarma konuşmasına izin vermemişti. Bunun üzerine uzunca bir mektup yazan Çakıcı " Kasımpaşalı ağır abiye soruyorum; söylenen laf geri alınıp inkar edilir mi?" diye sordu. İşte o ders niteliğindeki uzun mektup; Sayın Cumhur Başkanlığı Makamına Beştepe Ankara Ülkemizin geçirmiş olduğu 15 Temmuz sürecinden sonra geçmişte söylemiş olduğum sözlerin hepsi bana aittir. 15 Temmuz'a kadar ki bütün söylemiş olduğum sözlerim ağzımdan çıkmıştır. Söylenen söz daha evvel de söylediğim gibi geri alınmaz. Çünkü söylenen söz, Allah şahidim olduğu için inkar etmek imansızlıktır. Ama 15 Temmuz'dan sonra size söz verdim, devletin ve milletin bekası için şahsınızla ilgili bir laf kullanmayacağım diye. Bu ülkenin her zerresinde esen rüzgârdan haberiniz var da, değişik tıp fakültelerinden almış olduğum kurul raporlarında "%45'in üzerinde yatamaz" bunu defalarca sosyal medya da dile getirdim defalarca yayınlandı, 2008'den beri hastane ve hapishanelerde iktidarımız döneminde de tezgah kuruldu. Bazı yerlerde kiralık katil tutmak kaydıyla Türkiye'nin bazı hastanelerinde de bilinçli yanlış uygulamalarla öldürülmek istendim. Beş yıl sizin de geçirdiğiniz rahatsızlığı, hastane ve cezaevinde benden 5 yıl boyunca gizlediler. 14 hastalığım sağlık kurulu raporlarıyla tespit edilmesine rağmen, hastanelerde tedavi edilmedim. Bilinçli halde hastanelere yatırılmadım. Bazı fakülteler de profesörlerden raporlar alındı. Yatırılmayacak diye. Edirne'de emri veren savcı karısı ile birlikte FETÖ suçundan Silivri Cezaevi'nde yatmaktadır. İstanbul'da 3,5 saat, kronik KOAH hastası olmama rağmen cezaevi aracından indirilmedim. Hiçbir doktor beni tedavi etmedi. Hastaneden içeri alınmama engel olundu. Beş ay evvel Adana Araştırma Hastanesinin vermiş olduğu iki rapora biannen yeniden İzzet Baysal tıp Fakültesi'ne gittim tedavi için. Yapılan test Sonucu %45- 50 nem oranının üzerinde yatamaz, Bolu'nun kirli havası, yıllık nem oranı %75. Buna cevap gelmeyince, havalar ve nem oranı yükselince İzzet Baysal hastanesi muayenem neticesinde beş doktorun imzasıyla, nem oranı ve hava kirliliği çok olduğundan, cezaevi bitişiğinde Çimento fabrikası olmasından dolayı diğer hastalıklarımı tetikleyip bazı hastalıklarımı etkilediği raporlarında bellidir. KOAH ile ilgili birinci raporuma cevap gelmedi, bu ikinci raporumu Adalet Bakanlığı Ceza evleri Genel Müdürlüğü raporumda beş imzalı KOAH ile ilgili birim imzalı kurulu raporunda "Bolu Bolu F tipi'nde yapması sağlık açısından önem taşır" denilmişti. Sayın Cumhurbaşkanım, hastalıklarımda ilgili siz mi? Adalet Bakanı mı? Genel Müdür m?ü emir veriyorsunuz? Yıllardır bana yapılan yolsuzluk arkasında cezaevi müdürleri (Bolu Savcısı'nın dışında) hep seni hedef gösterdi. Rizeliyim diyorsun biz eden erkek adam çıkar. Amacın geçmişteki, sizinle ilgili söylediğim sözlerse, kinini yok edemeyen başkan seçilirse, referandumda adalet terazisi yeni geçmişle ön yargılı düşman gibi gördüğün insanlara, Hazreti Ömer'e esinlenerek mi uygulayacaksın yoksa, nefsinle mi? Bu soruyu sormak benim hakkım. Ömrümce makamınıza laf etmedim. Ama iktidarımız dönemindeki yanlışları hep tenkit ettim. Bazen de bilerek, çizmeyi aşarak, bu sözlerim ne makamınıza ne de şahsınıza hakaret değil. Ne kadar güçlü olursan ol, hiç kimse Allah'tan ne büyüktür ne de güçlüdür. Bundan günlerce evel bir cümle kullanmıştım. Referandumda evet çıkarsa bir kral gibi değil sekizinci Emevi halifesi Ömer Binabdül Aziz gibi, milletin hizmetkarı olur. Cennet mekan sultan Abdülhamithan hazretlerinin milletiyle ve daveti ile uyum içerisinde Osmanlı'nın çöküş döneminde bir dahi olduğunu dile getiriyorsunuz. Evet, benim için çağ açıp çağ kapatan Fatih'ten Yavuz'dan doğma Kanuni'den de ve Osmanlı'nın tüm hükümdarları içerisindeki en özel insandır. Acaba senin içinde öyle midir? TRT'de filmini çektirme ekle bu işler olmuyor. Siz ne bir Fatih ne bir Yavuz ne bir Kanuni ne bir Sultan Abdülhamithan olabilir misiniz. Ne bir cumhuriyetin kurucu kadro lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi olacağınızı mı zannediyorsunuz? Büyük olmanın temelinde, adalet, şefkat, merhamet, erdem ve her türlü din ve etnik mozaiğe, devletimize hainlik yapmadığı sürece eşit mesafede adaleti, El halk adına adı adil olmasını istersen, o zaman bu millet geçmişteki bütün doğru ve yahut hissi davranışları unutur sizi yüreğine basar. Dinimizin temelinde geçmişte yaptıkları için kalbi tövbe etti, Allah'ta tövbesini kabul ederse şahsınıza ne düşünürlerse düşünsünler önemli değil. Tövbenizi kabul eden Rabbimin vermiş olduğu karar doğrudur. Bilirsiniz, Ebulehep, Ebu cehil, Mekke'nin ileri gelen putperestleri, efendimizi öldürmek için namus sözü veriyor. Devrin en cesur insanlarından biri ve de en öfkeli olan,e efendimizden 10 yaş küçük olan Hz. Ömer, Peygamerimizi öldürmek için, namus sözü veriyor. Mekke'nin önde gelen bu putperestlerine yolda giderken birine rastlıyor. "Hayırdır Ömer böyle hiddetli hiddetli nereye gidiyorsun." "İman etmediği için Muhammet'i öldürmeye gidiyorum" diyor. "Kardeşin iman etti, ona niye gitmiyorsun" diyor. Daha sonra Ömer kardeşinin evine gidiyor ve kuran sesini duyuyor. Rabbim bir ışık koyarak kalbine "bu okuduğunuz nedir "diyor ve tekrar okumalarını söylüyor. Sureyi dinledikten sonra Allah'ın rahmet rüzgârı bütün benliğini sarıyor. Ağlayarak efendimizin bulunduğu yere yöneliyor. O orada Hazreti Ali kılıcını çekiyor. "Geleceği varsa göreceği var" diyor. Efendimiz Hazreti Ali\'ye "otur" diyor. "Niyeti kötü değil." Huzura geldiği gibi diz çöküp kelimeyi şahadet getiriyor. Kaç kişi olduklarını soruyor. Toplamda 70 kişi cevabını alınca "Kabeye gidip ibadet edelim" diyor. Geçmişi putperest olan, bir sürü suç işleyen, adaleti ile hem halifelik döneminde, hem günümüzde batılı oryantalistler, dört halife döneminde Hazreti Ömer biyografisini araştırırken adaletin timsali olduğunu günümüzde bile dürüst oryantalistler dile getirmektedir. Siz ve bazı bakanlarınız, Fıratın kenarında bir kuzuyu kurt parçalarsa, parçalanmasına sebep olduğundan dolayı önlem almadığı için Hazreti Ömer'in adaletine gölge düşürdüğümün ifadesidir söylemlerini aziz milletimizin önünde medya ve basından milletimiz bilmektedir. İşte size adalet kavramı ile ilgili ölçü, Hazreti Ömer'in adaleti gibi olunuz. Bazen ağzınızla aziz Türk milletine, medya önündeki konuşmalarınızda, nefis taşıyorum geçmişte "benim de hatalarım olmuştur"diye defalarca dile getirdiniz. Hazreti Ömer hazretlerinin kalbi bir tövbeleri ile bütün günahlarını silen Rabbim, kendisini şehitlik mertebesi ile onurlandırıp ayrıca Aşere-i Mübeşserinin on insanından biri olarak taltif etmiştir. Geçmişinizle ilgili kalbi tövbe etmişseniz, Rabbimin katında kabul olmuşsa, dünya size, savaş çıksa hiç önemli değil. Arkanızda yüceler yücesi Rabbim vardır. Allah'a teslim olmuş bir insan tüm dünya toplumları yaratılmış her mahlukattan korkmaz. Sahibi Allah'tır. Ölüm haktır. Ölüm şekli bahanedir. Şimdi size soruyorum, sizden af bekleyen, buradan havası daha temiz daha kuru, kirli olmayan bir yere gitmemen için siz mi emir verdiniz. Yukarıda söylediğim Karadeniz'in genelinden yiğit çıkar. Yiğit adamsan Sayın Recep Tayyip olarak, adalet bakanına, genel müdürüne, Alaattin Çakıcı'nın hastalığı ile ilgilenilmeyecek. Bu benim emrimdir. Sözlü veya yazılı emir vermek dürüstlüğün gereğidir. Kaçak güreşme, haberim yok demek, insanlık değil. Ne yaptığım Bolu F tipi'nde Türkiye'nin hiçbir yerinde can güvenliğimle ilgili hiç savunmam yoktur. Yüreği yeten canımı alabilir. Dünyada kafasına koyup da öldüremeyeceği hiçbir insan yoktur. Bu sözü kendim için söz söylüyorum. İsteyen dener. Bunlardan haberim yok demek savaş halindeki bir komutana yakışmaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti savaş halindeyse size baş komutan gözüyle bakarım. Savaş bittikten sonra size bağlı olması rağmen benim için bir ülkede Silahlı Kuvvetlerin en başında olan Genelkurmay Başkanı benim için başkomutandır. Bu canın sahibi Rabbimdir. Onun emriyle Ana karnında büyüdük. Onun emriyle dünyada ilk adımı attık. Onun emriyle verilmiş emri ile yaşarız. Onun emriyle süre bittiği an tüm mahlukat mutlaka ona dönecektir. Hiç kimse Rabbimin yeryüzündeki gölgesi değildir. Bu aziz dinimizin ana direğidir. Kötülüğün merkezi olan Vatikan'da kardinaller topluluğunda, topluluğunun başındaki Papa kendini yer yüzünde, Allah'ın vekili kabul ediyor. Bu mektubu sana yazan Alaattin Çakıcı tüm inançlara saygı duyan, ne Hristiyandır ne müsevi, ne Bahai dinine mensup, ne Hindu, ne Budist ne eski Pagan ne de Zerdüşt değildir. Allaha teslim olmuş İslam dinine mensup olan bir Müslüman'dır. Bunlardan haberin yoksa Adalet Bakanı ve Genel Müdürün tavrında lütfen sözlerinden dolayı kusura bakmayın. Ama bu "kusura bakma" lafını yalakalık olsun diye yazmıyorum yazmamda. Sizin emrinizde yıllardır bu uygulamalar yapılıyorsa size saygı duyan Alaattin Çakıcı'nın anası mezarından hortlasın. Elinizden ne geliyorsa yapmıyorsanız, beni "One munit" deyip te o siyonist masonlarıyla karıştırmayın. Onlara beş yıl dünyanın her yerinde gürledim. Ama şu anda kanka oldunuz. Doğrudur devletin milli çıkarları vardır. Demek ki yaşadığımız çağda uluslararası ilişkiler, milli çıkarlar için "Ümmet" lafı sözde boşlukta kalıyormuş. Ben gücün sahibi olan Allahtan hiç kimse başka hiç kimseye biat etmedim. Ve ömrümün son nefesine kadar biat etmem. Sadakatim milletimize ve devletimedir. Bir mümin gücün sahibi ise büyük bir devleti yönetiyorsa hala nefsinin esiri ise, makamı büyük olabilir. İnsanlar dini açıdan yönlendirilebilir. Hatip oluşundan etkileyebilir. Şansı yüzüne güldüğünde ülkesinde muvaffak olabilir. Nefis yenenin milletine hizmet edenin ve hizmetkarı olanın dünya düşman olsa bile Cenabı Allah ona yeter. Saygılarımla makamınıza ve şahsınıza arz ederim. Bu benim son kullandığın cümle, devlete olan sevda sadakatimdendi. Yoksa size yalakalığından değil. Nefsini yenemiyor bana ve aile üyelerime her türlü kötülüğü yapabilirsin. Hiçte önemli değil. Hani diyorsun ya kefenimle dolaşıyorum.12 Eylül'de ceza yatmadın. Sen ve Abdullah Gül, İhtilal de metriste çok kısa süreli gözaltında bulunup bırakıldınız. Ama bir şiirden dolayı üç ay hapis cezası aldınız. Bir de G 20 toplantılarında Türkiye'de her seçimlerde Türk adaletine hem uluslararası hem yurt içinde yerden yere vurduğunuz. Türk adaleti sizi Siirt milletvekili istifa ettikten sonra milletvekili seçti Şu anda bulunmuş olduğunuz konuma getiren yerden yere vurduğunuz Türk adaletidir. İnşallah Allaha ve millete vermiş olduğunuz sözü tutarsınız. Adalet kavramını ve bağımsızlığını yasalarla güvence altına alıp Türkiye'de yaşayan Müslim ve gayrimüslim her etnik grupta olan, bunların içerisinde hainlik yapmadığı sürece devletin bekası için canlarına ortaya koyacaksa her bireye eşit davranırsınız.5000 yıllık Türk tarihinde yerinizi o zaman alırsınız. Sayın cumhurbaşkanımız, insan yaşamı makam ve mevki ileri baki değildir. Ahiret gününde mahkemeyi kübrada her canlı ölümü mutlaka tadacaktır. İnsanlar cennete inanmayanlar cehennemde yerini alacaktır. Lütfen yaşadığınız evren ahiretin ön bahçesidir. Burada pozitif ve negatif ne ekmişsek levyhi mahfuzda kayıt altına alınmıştır. Bir imam hatipli olarak bir devlet adamı olarak bunu en iyi bilenlerdensiniz. Artık şeytan ve nefsizle girdiğiniz savaşı, ayaklarınızın altına alın. Bunu yaptığınızda 80 milyon sizi yalnız bırakmayacaktır. İslam'ın son kalesi Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Adil ve adaletli olursanız tamamen insanlığı yitirmiş her şeyi maddeleştirmiş olan, ahlakını erozyona uğrattığı emperyalist üst akıl belli belirli bir zaman süreci içerisinde gücünü kaybederek, sömürdüğü hatlara bu aziz milletin adil ve adaletli davranışı onlara örnek olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti sadece İslam'ın değil insanlığın son kalesidir. Rabbim sizi yolunuzu hak katında doğruysa yar ve yardımcınız olsun. Bu aziz millete sizi azlı asla bırakmasın. Makamınıza saygılarımla arz ederim. Not: Kronik KOAH'dan dolayı İzzet Baykal Tıp fakültesi ve kaldırıldım. Çıkışta basın mensuplarına şöyle dedim "Allah devletimizin ve milletimizin bekasını daim etsin. Allah devletimizi ve milletimizi korusun." Arabaya binerken de dünyada kimseye Allah'tan başka biat etmedim. Rabbime biat ederim." Şeklinde konuştum bunun dışında başka bir cümle ağzımdan çıkmamıştır. Yakın arkadaşım Üzeyir Çakmaktaş sağlığımda ilgili beni korumak ve yapılan haksızlığı dile getirmek için "hükümetle aramıza bozmak istiyorlar" Cümlesini kullanmıştır ben daha evvel defalarca dile getirdim hiçbir partiye mensup değilim. Ezelden ebede kadar ülkücü olduğumu ifade etmiştim. Benim partimin amblemi devletin bizim bayrağı olan hilal ve yıldızdır. Aziz Türk milletine, devletin bekası için gerçek manada tüm etnik gruplara, din ve vicdan özgürlüğüne, insan haklarına, hukukun herkese eşit davrandığı Türkiye cumhuriyeti Vatandaşı olarak namuslu hükümete saygı duyuyorum. Bu kriterlere uymayan hiçbir hükümete saygı duymam. Bu hükümet 13 yıldır bana her türlü kötülüğü yapmasına rağmen, Devletimizin bekası için 15 Temmuz'dan sonra sayın Tayyip Erdoğan'ın dik duruşundan dolayı kendilerine birkaç kez teşekkür ettim. Bu teşekkür ona asla yalakalık yapmak için değildir. Şu anda Türkiye'nin en güçlü insanıdır. Yanlışını sonu ölümde olsa tenkit ederim. Doğru söylediği devletin bekası için gövdemi ateşin altına bile koyarım. Ama onun şahsi için değil Türkiye cumhuriyeti devletinin bekası için. Sayın kamuoyu; Nottan evvelki yazmış olduğum yazı Cuma günü kalemi aldırdığım yazdır. Nottan sonraki yazı hastaneye çıktıktan sonra sosyal medyada hükümetle arami bozmak istiyorlar bu yazı ondan sonra kaleme alınmıştır. Ömrümde ne lafımı değiştirdim ne de attığım adımı geri aldım. Bir erkek veyahut onurlu bir insan söylediği söze Allah şahit olmuşsa o lafı inkar etmek Allah'a imansızlıktır. Kasımpaşalı ağır abiye soruyorum; söylenen laf geri alınıp inkar edilir mi? Bir de kendisi, şapkalı, ayak ayak üzerine atmış, sigarasına azlık takarak bir bitirimle mi kader arkadaşlığı yapıyor. Kasımpaşalı ağır abi, sen milleti arkana almışsın, yolun Allah katında doğruysa millete verdiğim sözü tutacaksan sahibin Allah'tır. Bu millette senin arkandadır. Senin kasketli bitirimlere ihtiyacın yok. Saygılarımla Alattin Çakıcı

    12.02.2017 12:26
  • Hayatım Boyunca Biatım Cenab-ı Allah'adır

    Bu açıklamasında, “Devletin uyguladığı politikayı toplumdaki her bireyin bilmesi mümkün değildir” diyen Çakıcı, benim teslimiyetim Allah’adır dedi. İşte o mektup : Aziz Türk Milletine, Türkiye Cumhuriyeti Kamuoyuna saygılarımla arz ederim. Ahmet Türk’ün tahliyesiyle ilgili sosyal medyanın bana gösterdiği ilgiye tek tek teşekkür ederim. Bakara Suresi 197. Ayette Rabbim diyor ki “Erdemli olmak sola sağa dönmek değildir.” Rabbimin vermiş olduğu rızıklardan anneye, babaya, komşuya, din ve inancı ne olursa olsun yolda kalmış olana yardım etmek Rabbimin emridir. Aynı surede derki; “Biz bazen kullarımızın rızkını kısarız, onları imtihan ederiz.” Rabbine şükreden her türlü zorluk karşısında, namazı da doğru kılanlar işte onlar sözlerine sadık erdemli insanlardır.” Ahmet Türk’ün dedesi 1. Dünya Harbi ve bitiminde İngilizlerle kahramanca savaştığı devlet arşivlerinde mevcuttur. Ama aynı soydan gelen insanlar içinde düşünce farklılığı olabilir. Bir insan T.C. Devletini namusu kadar koruyacak, iffeti kadar sahip çıkacak ama mensup olduğu kimliğinden de her etnik kimlik sahibi de onur duymalıdır. Derken her etnik gruba mensup T.C. Devleti vatandaşıysa devletin bekası namusu kadar önemli olmalıdır. İnancımızın gereği hasta insana devlet baba ise yardımcı olmak zorundadır. Devlet baba çocukları arasında üvey evlatmış gibi bakmak, bir yerlerde yanlışlık var demektir. Hayatım boyunca biatım ve teslimiyetim Cenabı Allaha’dır. Sadakatim milletim ve devletimedir. Başka milletlere saygı, kendi milletime de itina ve özen göstermek namusum kadar da önemlidir. T.C. Devletine etnik kökeni ne olursa olsun; ister Türk, ister Kürt, ister Boşnak, ister Laz, ister Gürcü, devletin temeline dinamit koyup parçalamak istiyorsa; halkı, polisi, asker katledenler, onlar benim için onursuz ve şerefsizdir.Hain her etnik gruptan çıkar, beninde sütü bozukluk varsa! Ahmet Türk hasta ise gerçek anlamda devlet görevini yapmıştır. Benim 14 hastalığım var, hepsi kurul raporları ile sabittir. Adli Tıp Uzmanı imzasının da olduğu bu raporlara sığınıp değil Türkiye’de, dünyanın hiçbir yerinde hastalığımda ilgili tahliye talebinde asla bulunmam. İnancımıza göre “Hayır ve şer Allah’tandır.” İnsan ölümcül hastalığa yakalandığı an nefis kaynaklı şer olarak bilirse o Rabbimin gücüne gider. Allahtan gelene şükredersen şer bile sonunu hayra bağlar. Sosyal medyada beni savunanlara kalbi teşekkür eder, Rabbimin rahmeti ve bereketi sevenlerimin ve aziz milletimizin üzerine olsun. Not: Devletin uyguladığı politikayı toplumdaki her bireyin bilmesi mümkün değildir. Belki de Ahmet Türk Ortadoğu’da gelişen son olaylarda Türkiye’deki kitlesel katliamlardan ötürü vatandaşı olduğu devlete bakış açısı olumlu bir şekilde değişmişte olabilir. Bu bir varsayımdır. Tüm insanların gerçek düşüncelerini, gizledikleri ve sakladıklarını gelecek zaman diliminde olacakları bir tek yüceler yücesi Rabbim bilir. Saygılarımla Alattin Çakıcı 06-02-2017

    06.02.2017 16:05
  • Alaattin Çakıcı'dan Flaş Açıklama!

    Bolu F tipi cezaevinde olan Alaattin Çakıcı başkanlık sistemi ve refarandum süreci hakkında açıklama yaptı. Kamuoyuna saygılarımla; 28-29 Ocak tarihli ulusal ve yerel medyada “ Alaattin Çakıcı referandum ile ilgili ne diyor “ başlıklı yapılan haberlere cevabımdır. Daha evvel de dile getirmiştim. Dünyanın hiçbir yerinde bir insan diğer bir insanı sevmek zorunda değildir. Söz konusu devlet bekası ise düşmanlıklar ve önyargılar Aziz Milletimizin selameti için değil buzdolabında difrizde dondurulmalıdır. Meclisten geçen yeni anayasa paketi ile ilgili toplumumuza paketin ayrıntıları açıklanmamıştır. Anayasanın ilk 4 maddesi, yeni anayasada güvence altına alınmış, Cumhuriyet’in temel değerlerine dokunulmamışsa, Aziz Türk Milleti için Allah katında hayırlı ise milletimize hayırlara vesile olsun. Yargının bağımsızlığı anayasada güvence altına alındıysa, özerklik ve federasyona yasal olarak geçit vermiyorsa, toplumun tüm etnik mozağine eşit mesafede davranacaksa, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almış ise hangi siyasi lider ülkeye bir “ kral gibi değil” 8. Emevi halifesi Ömer Bin Abdülaziz gibi milletin hizmetkarı olacaksa Rabbim ve Aziz Türk Milleti onun yanında olsun. 79 milyon her bireyin özgür iradesiyle vereceği kararı milletimizin ve devletimizin kaderiyle vereceği kararı bu referandumda kullanacağı evet-hayır oyunu vicdanına da danışarak özgürce vermelidir. Ülkemiz ve coğrafyamız çok zorlu bir süreçten geçiyor. Her ülkücü, her MHP seçmeni, her Alaattin Çakıcı’yı seven devletin bekası ile ilgili kararı kendi vicdanı ile vermelidir. Demokrasinin özgür iradesi bunu gerektirir. Referandum ile ilgili kararı ne bir kabadayı ne de şaibeli (!) bir insan vermeli, kitleleri yönlendirme şansına sahip olmamalıdırlar. Ama suç işlemiş bir insan ise vatan sevdalısı olamaz diye bir kaide yoktur. Türkiye’deki siyasiler ve kanaat önderlerinin, geçtiğimiz bu zorlu süreçte provokatif bazı olayları dolaylı yoldan da olsa yönlendirmesi millete ihanettir ! Buna çok dikkat edilmeli ! Pazar günü bir gazete okudum, afiş asarken gizli eller insanları kurşunlamış. Bu ülkeyi kaosa sokar. Okyanus ötesi, Batı ve yerli işbirlikçi hainlerinin bir provokasyonu olma ihtimali gözardı edilip birileri suçlanmamalıdır. 3 çocuk babasıyım. Oğlum İsviçre’de yatılı okulda okuyup, eğitimine İngiltere’de devam edip Türkçe’nin dışında 4 ayrı dili anadili gibi konuşmaktadır. İngiltere’deki üniversitesi aracılığı ile Columbia Üniversitesinden ekonomi mühendisi olarak diploma almıştır. Bugüne kadar 2 defa oy kullandı. İlk oyu AKP’ye ikinci oyu MHP’ye. Büyük kızım iki üniversite bitirmiş, tezli master yapmış, Türkiye’nin genç ressamlarından biri olup, üniversitede öğretim üyesidir. Oyunu geçmişte Fazilet Partisine vermiştir. Sonraki tüm oylarını MHP’ye verdi. Küçük kızım Aytül, Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitirip, yurtdışında üniversitede ( Esesc) sosyoloji dalında master yaptı. Uluslararası ev içi şiddet hukuku konusunda doktorasını bitirerek, bazı makaleleri yurtdışında yayınlandı. Ömrünce ulusalcı ve Atatürkçü olarak oylarını CHP’ye verdi. Uzun yıllar İngiltere’de yaşamasına rağmen tesettürlü olmayıp kıldığı 5 vakit namazında bir tane kaza yapmamıştır. Bir baba çocuklarına kendi düşünceleri doğrultusunda belli bir yaşa geldikten sonra ülkenin kaderiyle ilgili asla baskı yapmamalıdır. Kendi özgür iradeleriyle karar vermesi her babanın ideali olmalıdır. Bazıları Tayyip Erdoğan’a acaba yakınlaşmak için mesaj mı gönderiyor diye düşünenlere teessüf ederim. Bu beni günaha kadar sevmez, ben de onu sevmem. Daha evvel ifade ettiğim gibi ortak noktamız devletin bekası, Allah’a kalbi teslimiyet duygusudur. Ben Allah’ın dışında kimseye biat etmem! O bu kurduğum cümleye kızabilir. Kızarsa kızsın. Hiç önemli değil. Doğrularına evet ! yanlışlarına hayır ! derim. Yıllarca beni hastane ve cezaevlerinde öldürmek istediler. Kişi Allah’a teslim olmuşsa Rabbim onun yanındadır. Bütün kurdukları tezgahları başlarına çevirdim. 15 Temmuz’dan sonra dik duruşu için kendisine teşekkür ettim. Dik durduğu sürece Rabbim onun yar ve yardımcısı olsun. Yalnız onun değil. Devleti için dik duran herkese selam olsun. Defalarca kendilerine mahkeme huzurunda, UY-AP üzerinden yazdığım yazılarda, bana kurulan tuzaklarda herkes sizi işaret ediyor dedim. Ama hep duyarsız kaldı. Yukarıda 5 sayfalık yazımın içinde “ Nefsini ayaklar altına alıp, Aziz Türk Milleti’nin hizmetkarlığına soyunuyorsa Alaattin Çakıcı’nın söylemesine gerek yok, Allah her şeyin en iyisini bilir “ Ben ezelden ebede ülkücüyüm, partiler kapatılır, sistemde ufak değişiklikler olur. Değişmeyen Allah Kelamıdır. Ve doğru beşeri düşünceler insanlığa hizmet eder. Demokraside olmazsa olmaz milletin iradesidir. Her oy kullanacak vatandaşın birilerinin yönlendirmesiyle değil kendi iradesiyle oyunu vermesi gerekir. Referandumdan çıkacak millet iradesine hayır ya da evet diyenlere saygı duyulmalıdır. Bana yapılanların en bariz örneği Adana F tipi cezaevinde öldürülen, Özgecan Arslan’ın cinayetini işleyen kişinin öldürülmesi olayını yapan Gültekin Alan’ı tanımam. Orada Türkiye’deki en yakın dostum Ahmet Tekin Baykal ve yeğenim Adem Çakıcı yatmaktayken işlenmiş bir cinayeti Adana’dan avukatım Ahmet Tekin Baykal ve yeğenime gittiğinde Adalet Bakanlığı’ndan gelen müfettişler bu cinayeti avukatı vasıtasıyla Alaattin Çakıcı yaptırdı dersen, Alaattin Çakıcı’yı bir ömür mahkum ettiririz sana da az ceza verdiririz diye 3 defa baskı yaptığı 25-1-2017 tarihli ifadelerinde dile getirilmiştir. Gültekin Alan ile sadece İzmir F-2’den Adana’ya sevkedilen Ahmet Tekin Baykal haksız yere azmettirici olarak tutuklanmıştır. Adalet topal da olsa sonunda doğru karar verir. Ahmet Tekin Baykal’ın suçsuzluğu mahkeme tarafından kabul edilip tutukluluğu kaldırılmıştır. Nedense adalet topal yürüse de Alaattin Çakıcı’ya uygulanmadı !! Benim ile ilgili “adalet” kavramı demek ki bitkisel hayata girmiş. Şahsıma yapılan tüm adaletsizliklere rağmen, devletin ve milletin bekası için 1 canım var. “İçeride ve dışarıda çocukluğumdan itibaren son nefesimi vereceğim güne kadar feda ederim.” Gültekin Alan’ın 10 sayfalık dilekçesinin benimle ilgili olan 2. Sayfasını, kendi el yazısı ve imzalı son sayfasını da bu yazıya ekliyorum. Rabbim Aziz Milletimizin devletine gönülden bağlı olan her etnik mozaiğin, yine devletine gönül vermiş her dini ve siyasi görüşte olan milletin bekası için birbirleriyle devletimiz adına ortak karar vermesini yerlerin ve göklerin tüm alemlerin, tüm mahlukatın tek sahibi olan Allah C.C milletimizin ve devletimizin yanında olmasını Rabbimden niyaz ederim. Kamuoyuna ve Aziz Türk Milleti’ine saygılarımla arz ederim. 30-1-2017 ALAATTİN ÇAKICI AV.CAN SEVİNÇ

    30.01.2017 18:25
  • Ahmet Tekin Baykal Tahliye edildi.

    Özgecan Aslan’ın katili! Suphi Altındöken’in öldürülmesi, babası Necmettin Altındöken’in de yaralanması olayı ile ilgili olarak, Azmettirici iddialarıyla tutuklanan ve Adana F tipi Yüksek Güvenlikli Ceza Evinden. Van F tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevine giden. Ahmet Tekin Baykal'a bugün görülen duruşmada tahliye kararı verildi. A.Tekin Baykal. 2008 yılında. Fetö Terör örgütü üyesi polis hakim ve savcıların düzenlemiş olduğu Anafor operasyonuyla tutuklanmıştı. Anafor davası'da yeniden değerlendirme talebiyle ele alınan A.Tekin Baykal'ın çok yakın bir zaman içerisinde Anafor davasından tahliye olacağıda gelen bilgiler arasında. Anafor operasyonunu yapan bütün birim görevlileri Fetullahçı terör örgütü üyesi olmaktan ceza evinde.A.Tekin Baykal'ın hep dile getirdiği bu yaşananlar bir kumpastır sözü bu günkü gerçekliklerle gözlerimizin önündedir.. (Haber: Sinan Özdivarcı)

    25.01.2017 15:49
  • Alaattin Çakıcı, Türkiye Cumhuriyeti Kamuoyuna Ve Dünya Kamuoyuna

    Bolu F Tipi Ceza evinde yatmakta olan Alattin Çakıcı üzerindeki haksızlık ve Adaletsizliğe bir sağlık skandalı daha eklendi. Alaattin Çakıcı, bu sabah tedavisi için İstanbul’a getirildi. Adalet Bakanlığı, yatırılarak tedavi olması için İstanbul/Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevketti. Kartal Araştırma Hastanesi Başhekimliği, tadilat nedeniyle mahkum koğuşunu iptal ettikleri gerekçesiyle Alaattin Çakıcı’yı hastaneye kabul etmeyince. Alaattin Çakıcı Bolu F Tipi Ceza evine geri götürüldü Sayın: Alattin Çakıcı’nın bugün kamuoyuna göndermiş olduğu açıklamayı sizlerle paylaşıyoruz. TÜRKİYE CUMHURİYETİ KAMUOYUNA VE DÜNYA KAMUOYUNA Sayın Cumhurbaşkanım, her zaman dediğim gibi makamınız bu milletin namusudur, benimde namusumdur. Devletimiz yurt içi ve yurt dışı ateş çemberinden geçerken Yedi Kasım seçimlerinden sonra zaman zaman bana yapılan yanlışlar dolayısıyla dozunu aşan eleştirilerde bulundum. Bazen de adam gibi dimdik yanınızda oldum. Özellikle 15 Temmuzdan sonra basında size yönelik en ufak bir kelime kullanmadım. Odamda bazen geçmişinizle ilgili hatalarınızı dile getirdiğimi bilmenizi isterim. Dünyada hastaya saygı duymayan kim olursa olsun, hele ki bunlar yemin etmiş doktorlar ise yazıklar olsun. Devletimiz savaş halindeyken milletin yetkisiyle Başkomutan olduğunuz bilinmektedir, savaşın dışında Başkomutanım değilsiniz. Savaşın dışında her ne kadar emrinizde de olsa başkomutan Genelkurmay Başkanıdır. Bu benim ilkemdir. Anayasa paketinin meclisten geçerek onay alması (ilk dört madde hariç) size verilen yetki 1876 1. Meşrutiyet yetkilerinden çok daha geniştir. Dilediğiniz zaman meclisi fesih edebiliyorsunuz. Referandumda Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi,MHP’den kopan muhaliflerin oylarının %15-16 yı bulacağının farkında mısınız? HDP beni alakada etmez ,ancak %11 oyu var ,CHP’nin (Marksistleri beni alakadar etmez) ancak ulusalcılar ve Atatürkçüler alakadar eder onlarında %26 oyu var. Devlet Bahçeli’nin düne kadar sizi vatan hainliği ile suçladığını ne çabuk unuttunuz? Bahçeliye güvenirseniz MHP oylarıyla ilgili ayazda kalabilirsiniz.Belki %4-5 oy size akar. Bürokratlarından Mehmet Belviranlı bana heryerde kumpas kurdu, en son Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastahanesinde yaptığı gibi. Efendim bu kişiyle ne ilginiz var ? Sürekli sizi hedef göstermesine rağmen bir herif gibi konuşamayan Adalet Bakanınız eliyle, koluyla, vücut diliyle, ses tonuyla saraydaki zarif harem ağalarına benziyor ve bu kişiyle ilgili işlem yapmıyor. Aziz Türk Milletinin adalet bakanı sesi gür çıkar, elini masaya vurur,geri adım atmaz. İçişleri Bakanı ve Dışişleri bakanı gibi. Bakın sayın Cumhurbaşkanım Allah ve Allaha teslim olmuş bir mümin dilden Allahı sevip gönülden Allah’ı sevmeyeni, Allah ve Allaha teslim olmuş mümin sevmiyorsa, O kişi Allahı dili ve kalbiyle sevmiyorsa, dini politikaya alet ediyorsa bende onu sevmiyorum. Oğlunla ilgili bir lafı 15 Temmuz evveli söylemiştim, Konunun arkasında sen çıkarsan diye belirttiğim mahkeme zaptında bellidir. Sana asla fiziki düşmanlık beslemedim Cumhurbaşkanı olduğunuz için hiçbir zaman bunu düşünmedim. Ancak çocuklarınızla ilgili 15 Temmuz öncesinde bir laf etmiştim. Doğrudur. O günün koşullarında söylediğim sözümün arkasındayım. Bu gün ondört hastalıktan dolayı Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastanesine gönderildim doktorlar (başhekimlik) beni tedavi için kabul etmediler ayrıca üç saat boyunca otobüs içerisinde bekletildim. Daha önce Koah rahatsızlığı ile ilgili aldığım çeşitli raporlar eklenerek yollandığı için, Bolunun havası kirli ve %85-90 yıllık nem oranı var diyerek başvuru yapmama rağmen ve %45’in üzerinde yatamaz raporuma rağmen Mehmet Belviranlı tarafından bu raporlara ilişkin başvurularıma cevap verilmedi. Daha önce kabul etmediğim bir hastalıktan dolayı Kartal Eğitim ve Araştırma Hastahanesi’ne kumpas kurulmak amacıyla yollandım. Bu benim isteğim dışında olmuştur,ben daha öncede belirttiğim gibi Allahtan başka hiçbir kimseye biat etmem. Vatandaşlık görevim neyse bu devletin yanında olurum. Türkiye ve Dünya kamuoyuna saygılarımla duyrulur. Ekler: 1. Kartal Eğitim ve Araştırma Hastahanesi’ne sunulmuş hastalıklarımla ilgili rapor. 2. Bolu Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yurtseven’in yazdığı Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastahanesi’ne sevkimle ilgili yazısı(sayı:2017394) 3. Tarafımca kabul edilmeyen Maltepe L tipi Ceza İnfaz Kurumuna sevk kağıdım. 4. 14 hastalığımla ilgili kurul ve dört yüz sayfalık hastalık süreçlerimle ilgili raporlarım (cezaevi doktorunun Kartal Eğitim ve Araştırma Hastahanesine yollanan ön bilgi raporum) 5. 19/12/2016 tarihli koah hastalığımla ilgili başvurum. 6. Kartal Eğitim ve Araştırma Hastahanesi Başhekim yardımcısının yazdığı sevk yazısı. NOT: Sayın Cumhurbaşkanım milletin kralı değil de hizmetkarı olursanız Allah yardımcınız olsun benim için her türlü ve heryerde kullandığım bu sözlerim sizleri rahatsız ettiyse , ya kininizi bilinç altınızda ki labirentlere kilitleyin yada beni öldürtünüz. Diyorsunuz ya ‘’aslen Doğu Karadenizliyim, Kasımpaşalıyım ve aktif mücadele ettim’’ 12 eylül öncesi bir iki gün hapis yatmakla nasıl aktif mücadele ettiniz? Benim gibi ailesinden iki şehit vermiş, bombalama ve kundaklamaya maruz kalmış, arkadaşlarını gözünün önünde kaybetmiş biri olarak üç ay boyunca işkence görüp dört yüz komünistle tek ceza yattınız mı? Yakın arkadaşınız Selahattin Yazıcı bunlara şahittir hatta manevi abiniz olan, yarı yolda bıraktığınız Erdoğan Aslan benimle hapis yatmış bir dostumdur. Ama siz dostlarınızı yarı yolda bırakıyorsunuz. Merhum Adnan Şenses’in cenazesine bile gitmediniz. Dost büyük suç işlemediği sürece ufak tefek hatalar görülmez. Kalkavan yüzünden benimle aranız açıldı, ama siz onun cenazesine gitmediniz. İnsan büyüdükçe, güce eriştikçe nefsine teslim olmayıp ufak tefek şeyleri görmez ise o zaman bu aziz milletin gönlünde taht kurar. Hala mı bu günkü Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastahanesi kumpasını kuranlara hesap sormayacaksınız? Saygılarımla arz ederim. 23.01.2017 Alaattin Çakıcı

    24.01.2017 08:54